![]() |
BAŞLARKEN Sağlık’tan bahsetmek, doktorlar için anlamdan uzaklaşmadan türkçeleştirme ve sadeleştirme, okuyucu için de tüm bu sözlerin içinde gerçek anlamı arama çabası gerektirmiştir çoğu kez. Dergi içinde yer alan sağlık sayfalarında olabildiğince terazinin ibresini ortada tutmaya çalışacağız. Daldan dala atlayan yüzeysel bilgiler yerine her dönemde; güncel ve sorular - istekler doğrultusunda belirlenen konularda akılda olabilecek tüm sorulara ‘doktorca’ çözümleri, ‘hasta dilinde’ yanıtlarda bulmanızı amaçlıyoruz. Dr. S. Açıkalın dr@konsept.com.tr HERKES HEPATİT B AŞISI OLMALI MI? Viral hepatit, viral bir etken sonucu karaciğer hücrelerinin ölümü ve karaciğer iltihabını ifade eder. Hepatit halk arasında sarılık ile eşanlamlı kullanılsa da kişi sarılık olmadan da hepatit geçirebilir. Yani hepatit bir çok sarılık nedeninden biridir ama her hepatit infeksionunda sarılık izlenmez. Viral hepatite pek çok virus neden olabilir; HAV (Hepatit A Virusu), HBV (Hepatit B Virusu), NANBV (Non A Non B Virusu) Bunlara ek olarak; EBV, CMV, HSV, ve VZV da hepatit yapabilir. Liste uzun ve karmaşık görünmesin diye açık adlarından ve altguruplardan bahsetmiyoruz bile.En sık etkenin HAV ve HBV olduğu sanılmaktadır. Hepatit A Virusunun bulaşması hijyen ve içme sularının temizliği ile doğrudan ilgilidir. Ülkemizde 30 yaş üstü toplum üyeleri arasında bu infeksionun geçirilmiş olduğunu gösteren HAV Ig G % 90 lar oranında pozitifdir.Yazık ki bu oran çoğu gelişmekte olan ülkenin çok üzerindedir. Hani şu okullarda salgın yaptığı söylenen ve kısa sürede hızlı bölgesel yayılım yapan sarılık çoğu kez HAV ile oluşmaktadır. HAV ile gelişen hepatit daha selim seyirlidir. Salgınlarda mortalite oranı; %0.1 civarındadır. Kronikleşme ve kronik taşıyıcılık söz konusu değildir. Kişi hastalığı atlattığında kanında ömür boyu koruyucu antikorlar kalır. Yeni geliştirilmekte olan bir HAV aşısı mevcutsa da henüz rutin kullanıma girmemiştir. Salgın alanlarında infeksionu geçirmemiş kişilere dışardan antikor (Ig:ımmunglobin) verilir ancak etkisi geçicidir. Yüzyılın başbelası viruslarından biri olan HBV infeksiyonunun önemi; akut infeksiyon sonrasında mortalitenin % 1, kronikleşme ve taşıyıcı kalma oranının % 10 civarlarında olmasındandır. Dahası kronikleşen vakalarda siroz ve karaciğer kanseri (hepatosellüler karsinom) oluşma riski de yadsınmayacak kadar çokdur. B tipi viral hepatitde başlıca infeksiyon kaynağı kan ve kan ürünleridir. Ayrıca idrar, tükrük,ter, vaginal sıvılar, semen ve anne sütü de infeksiyon kaynağı olabilir. Yani tüm vücut salgıları kişiyi infekte edebilir. Bu da ortak kullanılan kişisel eşyalar,cinsel ilişki, emzirmeyi de bulaşma yolları arasına sokar.HBV infeksiyonu için yüksek riskli gurup; sağlık personeli, taşıyıcı anneden doğan bebekler, kan ve kan ürünleri alan hastalar, eşcinsellik ve birden fazla cinsel partnerlilik, ilaç alışkanlığı olanlardan oluşur.Toplumumuzda giderek artan HBV infeksiyonu ve dolayısıyla taşıyıcı sayısının artışı ile (son araştırmalara göre % 5) Hepatit B nin ne kadar yakınımızda olduğunu bilmek olanaksızdır.Dünya Sağlık Örgütü HBV aşısının rutin aşı programı kapsamına alınmasını önermiştir. USA ve İtalya, Fransa, İngiltere gibi bir çok Avrupa ülkesinde HBV aşısı rutin aşı programındadır. Hastalık subklinik (kişi hepatit olduğunu farketmeden) de geçirilebildiği için aşı olmadan önce kişinin infekte olup olmadığının araştırılması gereklidir. Bunun için kişinin kanında virusun kapsül antijeni (HBs Ag) ve ona karşı oluşturulan antikor (Anti HBs) bakılmalıdır. HBs Ag pozitifliği kişinin daha önce virusla karşılaştığını ve Anti HBs pozitifliği de koruyucu antikor oluşturduğunu gösterir. Her ikisi de negatif olduğunda aşı olunmalıdır. Yüksek risk gurubunda olmayan kişiler için; 0-1-6 ıncı aylarda üç doz aşı olunması yeterlidir. 5 yıl sonra rapel olunmalıdır. Ancak yazık ki her zaman aşı başarılı olmaz. 6. aydaki dozdan bir ay sonra Anti HBs bakılarak aşının etkin olup olmadığı saptanabilir. Yine yazık ki mutasyonlar sonucu oluşan ya da baştan beri varolan subgruplarla infeksiyon aşı olmasına rağmen kişinin hastalanmasına yol açar. Elbette ki bu durum oldukça nadirdir ve aşı kullanılırlığını engellemez. Rekombinan DNA tekolojisinin gelişmesi ile piyasada güvenli ve etkin aşılar mevcuttur. Sadece aşı olarak siroz, fulminan hepatit ve hepatosellüler karsinomun engellenebileceği düşünülürse ‘aşı olmalı mıyım ?’ sorusunun cevabı açıkça ortaya çıkacaktır Bu bölümün hazırlanmasına olan katkılarından dolayı Dr.Ahmet A.Gökal a teşekkürler. |