![]() ![]() ![]() ![]() |
SAVING PRIVATE RYAN Murat Sönmez Filme giderken ne ile karşılaşacağımdan tamamen habersizdim. Evet bir Spielberg filmiydi. Tom Hanks'in oynadığını biliyordum ve öykünün II. Dünya Savaşı'nda geçtiğini de biliyordum. Ayrıca Spielberg'in Amistad dışında kötü filmini izlemediğimi düşünüyordum (Amistad'ı seven olmuş olabilir elbet!). Sanırım bilsin bilmesin filme giren her izleyici ilk 25 dakika içinde koltuğuna çivilenmiştir. Çünkü ben nefes almakta bile zorlandığımı hissettim filmin ilk sahnelerini seyrederken. Bir çıkartma gemisinin içine koyun misali sıralanmış insanların stresi size bir şeyler olacağını zaten anlatıyor. Çıkartma gemisinin burnu açıldığında ilk sıralarda oturanların bir den bire ölmesi ve bunun açık seçik suratınıza çarpılarak yapılması bir anda sarsıveriyor insanı. 25 dakika boyunca savaşın ne olduğunu bile sorguluyamıyorsunuz içinizde, yalnızca seyredebiliyorsunuz,i beyniniz gördüklerini reddediyor, ama bunlar gerçek. Neyseki film biraz sonra temposunu düşürüyorda sizde biraz önce gördüğünüz vahşet görüntülerini tartabiliyorsunuz aklınızda. Böylesine toplu bir kyıma hiç sahit olmadığımız için ne kadar tartabilirsek elbette. Radikal gastesinde film eleştirileri yapan sayın arkadaşlarımız filme bütün önyargıları ile birlikte gittiklerini söyleyip bir hollywood filminden bekledikleri her şeyi, yani hiçbir şeyi bulamadıklarını yazmışlar ve filmin bir Amerikan propagandasından öteye gidemediğini söylemişler. Bu arkadaşların filmi nereleri ile seyrettiklerini çok merak ediyorum doğrusu. Ben filmde Amerikan propagandası ya da kahraman Amerika'lılar gibi mesajların iletilmeye çalışıldığını hiç sanmıyorum (öyle olsa bile Amerikalı yönetmen, oyuncu, şirket ıvır zıvır la amerikalılar için çekilmiş bir filmin başka neyin propagandasını yapmasını bekleniyorsa? Onuda hiç anlamam). Film de Amerikan milliyetçiliği, kahraman amerikalılar gibi ıvır zıvırları söyleyen bütün herkes üst rütbedeler, başkanlar, genareller vb ler. Savaşın asıl kıyametini yaşayan askerlerin hiç birinin ağzından vatan, millet le başlayan bir kelime çıkmaz bütün film boyunca. Hatta Ryan kendisini geri götürecek birlik geldiğinde bile geri dönmeme gerekçesi olarak vatan, millet sevgisini göstermez, yalnızca geride kalan arkadaşlarını yalnız bırakamayacağını söyler. Savaşın gerçek dehşetini yaşayanlar için artık ne için orada bulunduklarının bir anlamı kalmaz. O çıkartma gemisinden karaya ayak bastığınız andan itibaren, biraz önce yanınızda oturan arkadaşlarınız sapır sapır yerlere dökülürken, oraya neden geldiğinizin bir anlamı kalmaz, isterseniz ulvi nedenlerle savaşın, ister haklı olun ister haksız olun diyor Spielberg. Anlayana tabii. Savaşın tüm dehşetini olabildiğince yaşatmak için etrafta kollar bacaklar uçusuyor, bağırsakları yerlere dökülmüş erler geliyor ekrana ve siz o sırada savaşa katılanları sorgulayamıyacağınızı anlıyorsunuz. Filmin ilerleyen sahnelerinde bu daha belirgin bir hale geliyor. Ryan'ı kurtarmak amacıyla yola çıkan birlik yolda arkadaşlarını öldüren bir Alman askerini tutsak alıyorlar. Bir tanesi hariç hepsi onu öldürmek istiyor, ama sonunda onu öldürmüyorlar ve siz seyirci olarak bu zavallı durumda kalan Alman askeri için seviniyor ve onun bırakılmasını savunan entel eride seviyorsunuz. Çünkü mantığınız size tutsak alınan bir askerin öldürülemeyeceğiniz söylüyor size. En fazla 45 dakika sonra ise biraz önce kurtulduğuna sevindiğiniz asker ryan'ı kurtarmak için giden takımdan birini öldürüp diğerini ise bağırta bağırta öldürürken nefret ediyorsunuz ondan. Arkadaşı bir kat yukarıda böğüre böğüre ölürken korkusundan merdivene yığılıp kalmış olan erdende nefret ediyorsunuz. Halbuki biraz sonra aynı er daha önce kurtardığı askeri öldürürken tekrar gözünüze giriveriyor. Spielberg şöyle diyor adeta : Siz rahat koltuklarınızda elinizde mısır ve kolalarınız ile bu filme seyrederken bu kadar çabuk ruh hali değiştiriyorsanız gerçekten savaşanları nasıl sorguluyabilirsiniz. Entel er haklıdır çünkü tutsak asker öldürülmez, alman askeri haklıdır çünkü bu bir savaştır ve onlarda düşmandır, arkadaşınız boğazlanırken korkudan olduğunuz yere yığılmakta normaldir çünkü bu savaştır. Filmin diğer güzel yönlerini yazmayı bile gereksiz buluyorum. Film için oluşturulmuş yıkık kasaba, kilise, oyuncuların mükemmel performansı, bütün sahnelerdeki olağan üstü gerçeklik. Bütün bunlardan bahsetmenin anlamı bile yok bence, film anlatmak istediklerinin hepsini hiç çaba harcamdan anlatıyor. ------ Not: Üç saat film seyredip filmin son üç dakikasında sabredemeyip koridorlarda seyreden insanları bir türlü anlayamıyacağım. Bu insanların beyin düzeylerinden kuşku duyuyorum Bir not daha: Capitol sinemaları benim için her zaman kalitenin sembolü olmuşlardı. Ama gün geçtikçe bu salonların kalitesinin düşmesi beni üzüyor. Bu seferde filmin ikinci yarısının tamamını bulanık seyrettik. Orta sıralarda olmasam çıkıp söyleyecektim ama onca insanı rahatsız etmek istemedim ve filmden çıkıncada bir tane yetkili bulamadım şikayet edecek. Ben artık kendi adıma Capitolde film seyretmiyeceğim. |