Sadık Yemni'ye ALternatif Bakış
Selim Ege

Sadık Yemni, Muska'yla (Metis) Türkiye'deki kitap piyasasının kalbine okunu sapladı; kitap hem çok iyi sattı hem de çok iyi eleştiriler aldı. İki yıl kadar sonra Öte Yer'i yayınladığında bile hala Muska'nın 'başarısı konuşuluyordu. Yemni kitabını çok iyi pazarladı; bence bu her yazarın görevi ve sorumluluğu. Pazarlama başarısı bizdeki 'yurt dışında yaşayan ama Türkçe yazan' yazarlara karşı olan -nedensiz- sempatiyle birleşince kimse Yemni'nin önünde duramadı. Ne yazık ki benimki Muska için bir karşı görüş olacak. Ne yazık ki diyorum, çünkü bu derece ilgiye ve beğeniye mazhar olan yapıtları eleştirmenin pek sempati toplamadığını biliyorum. Muska'da ilk dikkat çeken başkişi de içinde olmak üzere karakterlerin oturmamış olmasıdır. Kimse yaşına ve konumuna uygun konuşmaz, davranmaz. Genç kız ağzıyla konuşan dört kadının ellisinin üstünde olduğu anlaşılır. Başkişi yaşından beklenenden daha olgun ve zeki davranmakta / düşünmekte direnir. Usta betimlemeler oturmamış kişilikleri canlandırmaya yetmez. Olaylar bir tarih kesitine yerleştirilmeye çalışılmıştır ama kişiler bu kesitin dışında dururlar. Türkçe edebiyatta pek rastlanmayan ve eleştirilerde beğeniyle söz edilen mistik esrar, olayı da kişileri de zorlar; zorlamadır. 'Eski Izmir' betimlemeleri canla başla dört bir yana dağılan birliği sağlamaya çalışır ama kitaptaki her şey bir başka yere ait olduğunu ve artık yan yana durmak istemediğini bağırır durur. (Sadık Yemni sanırım bu bağrışları duymaz.) Kitabın dörtte birini oku(ya)madığımı ve tüm görüşlerimin okuyucu değerlendirmesinden öte bir iddiası olmadığını eklemek isterim.