BALIKÇI   

Denizin bir oğlu oldu  
Gün doğarken hırçınlaşan  
Gözleri martı  
Elleri dalgaları  
Sahip çıktı kayalara  
Balıkçının bir kızı oldu  
Bahar koydu  
İhtiyar ismini  
Elleri balık  
Gözleri babasında  
sahip çıktı yoksulluğuna  
Doğum bağladı ruhlarını  
Gün doğarken buluşup  
Sepet dolunca ayrıldılar  
Ta ki, baharın sonuna dek.  
Bir gün kız hasta  
Anası uykusuz  
Balıkçıysa parasız  
ama umut mavide  
Aldı oltasını açıldı  
İçten bir küfür kaderine  
Kayalar yol vermek istemediler  
Dediler,  
bulut uyandı huzursuz  
İhtiyar söylendi  
Ölüm bebemi gözler  
Yüreğinin köpüren yanıyla  
Bir küfür de geçmişine  
esti rüzgar  
Parçalandı karanlıklar  
Hep bir olup boğdular denizi  
İhtiyar karanlığa gömüldü  
kız irkildi, baktı pencereden  
Sevgilisini göremedi mavisinde  
boş kayık kıyıda devrik  
Ve bıraktı kendini sonsuz ruhlara  
Sonbaharın soluk almayan  
yalnızlığında  

  SaVRUK

Bir ayyaşın dönmeyen dilinde
Kısalıp da yorgun düşmemiş kelimelerle
                 ve ardından koşturanı olmayan
                         gelin arabalarıyla süsleyeceğim şenliğimi.
Umrumda mı allı güllü saçaklarıyla
                      yollara dökülen yaz mevsimi!
O ki, geceleyin
                 sarhoş bir ay
                              denize düşmüş de
                       çekip çıkaranı yokmuş.
          Sabah güneşi görmek için
Benden merhamet diler.
Ben merhametlere geç kalmışım
Düşlerim içinse henüz erken
Ama doğmuşsam
             aşkın tam ortasında
Doğmuşsam kıyı çocuklarının beklentileri içinde
Çokluğumla yaşarım
Böylesien kara kara yaşarım
        Böylesine kıyasıya
           Böylesine SaVRUK işte ...

Ali Sinan MUTLU