YÜZÜK KARDEŞLİĞİ: (soldan sağa) Pippin, Gimli, Legolas, Sam, Frodo, Gandalf, Aragorn, Merry, Boromir















YÜZÜKLERİN EFENDİSİ - BÖLÜM III :
"KRALIN DÖNÜŞÜ"

Murat Sönmez
www.konsept.com.tr/tolkien


"Yüzük'ün Yoldaşları da Dokuz olacak;Kötü Dokuz Süvari'ye karşı Dokuz Piyade koyuyoruz. Sen ve sadık hizmetkarının yanında Gandalf da gelecek; çünkü bu onun en büyük hizmeti ve belki de çabalarının sonu olacaktır.
"Diğerleri Dünya'nın Hür Halklarını temsil edecekler:elfler, cüceler ve insanlar. Elfler adına Legolas gelecek; cüceler adına da Gloin oglu Gimli. En azından Dağlar'daki geçitlere ve belki daha da ileriye kadar seninle gitmeye gönüllüler. İnsanlar adına Arathorn oğlu Aragorn yanında olacak, çünkü İsildur'un Yüzük'ü onu yakinen ilgilendiriyor."


Eğer kitap okumaya meraklı iseniz ve en azından 15 günde bir ne var ne yok diye kitapçılara uğruyorsanız neredeyse 1 senedir en çok satılanlardan inmeyen Yüzüklerin Efendisi'ni mutlaka görmüşsünüzdür. Seri üçüncü kitabı olan "Kralın Dönüşü"'nün yayınlanması ile sona erdi ama Tolkien'in Türk okuyucu içinde yarattığı dalgalanma daha dinmedi.

Yüzüklerin Efendisi dışarıdan 1300 kusur sayfalık bir roman olarak gözükse bile pek öyle değil. Tamamlandığı tarih olan 1957 yılından bu yana üzerine onlarca kitap yazılmış, ansiklopediler yapılmış ve bir çok ressam tarafından canlandırılmış, hakkında oyunlar yapılmış, filmlere konu olmuş, romanlarda ismi geçen karakterler günlük hayatta kullanılır olmuş, binlerce kişinin üye olduğu dernekler kurulmuş.

Yüzüklerin Efendisi'nin bu kadar başarılı olmasında en büyük etmen arkasında barındırdığı ve en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış olan dünya. Romanın fantastik bir roman olduğu red edilemez. Ama Tolkien romanını o kadar sağlam temeller üzerine kurmuş ki neredeyse olayların geçtiği yer olan Middle Earth elle tutulur bir yer olmuş.Tolkien Middle Earth üzerinde yaşayan ırkların tarihlerini, şarkılarını, şiirlerini ve dillerini tasarlamış, Middle Earth üzerinde bulunan dağları, ovaları, şehirleri kurmuş ve hepsinin binlerce yıllık tarihini yazmış.

Bir insanın bunun gibi bir işe kalkışması için ne nedeni olabilir diye düşünüyor insan. Bir araya getirildiğinde neredeyse 500 sayfalık bir ansiklopedi olan bunca şeyi neden ve nasıl yapmış?Neden yaptığını sanırım Tolkien den başka kimse bilemez, nasıl yaptığı ise ortada: neredeyse 55 yıl, yani bir ömür süren bir çalışma sonucunda oluşmuş.

Tolkien 1892 yılında Güney Afrika'da doğuyor, 1911 yılında Oxford'a kaydolup eski İngilizce, eski Almanca ve eski Fince okuyor ve 1. Dünya savaşından sonra Leeds Üniversitesi'nde doçent oluyor. Notlarından öğrendiğimize göre Tolkien 1. Dünya savaşı sırasında cephe gerisinde aldığı görevler esnasında sonradan Middle Earth'de yaşayacak olan Elf lerin dili olan Qenya'yı tasarlamaya başlıyor. Quenya tamamen kendine ait sözcükleri ve gramer yapısı olan, başka bir dilin bir şekilde kodlanması ile yapılmış olmayan bir dil. Ve Quenya ile birlikte Tolkien'in zihninde çok çok çok öncelerinin dünyasını oluşturma fikri başlıyor.

Tolkien'in çalışmalarına yön veren bir takım arkadaşları ve öğrencileri ile kurduğu klüpler. Bu klüplerde Tolkien ve öğrencileri eski dillerde anlatılan masalları anlatıyorlar birbirlerine. Oxford'a profosör olarak girdikten sonra "Inklings" adı altında bir grup kuruluyor ve Tolkien'in dünyası da şekillenmeye başlıyor.

Tolkien uğraşlarının ilk ürünü 1937 yılında yayınlanan "The Hobbit" oluyor. Tüm dünya -farkında olmasa bile- ilk kez elfler, büyücüler, kovuklarda yaşayan hobbitler, cüceler ve Orta Dünya ile tanışıyor. Bu gün tüm dünya üzerindeki ister yazılı, ister görüntülü olsun tüm kitap, film vesairelerde kullanılan elinde asası, uzun sivri şapkası, bembeyaz sakalları ve cübbesi ile tipik bir büyücü imajı ilk kez Hobbit'de büyücü Gandalf ile ortaya çıkıyor ve onunla özdeşleşiyor.

Hobbit doğal olarak edebi çevrelerce pek dikkate alınmıyor, hatta eski diller konusunda bu kadar saygın bir profesörden çıka çıka bir "masal" çıkması bazılarını sinirlendiriyor. Tolkien Hobbit hakkında çıkan eleştirilere hiç kulak asmamış olacak ki çalışmalarına tüm hız devam ediyor ve en sonunda 20.yy nin tüm dünya tarafından en başarılı sayılan romanı The Lord Of The Rings - Yüzüklerin Efendisi - ortaya çıkıyor. Hobbit'in hemen arkasından Yüzüklerin Efendisi'ni okuyan bir okuyucu ikisinin arasındaki farkı algılayabilir. Kimbilir Hobbit belki de gerçekten Tolkien'in yalnızca çocukları için yazdığı bir romanken tesadüf eseri basılmıştır. Ama Yüzüklerin Efendisi'nin öyle olmadığı daha ilk bölümlerde anlaşılıyor, artık iyice olgunlaşmış olan Middle Earth'ün tüm ağırlığı hissedilebiliyor.

Tolkien ölümü olan 1973 yılına kadar çalışmalarını sürdürüyor, Middle Earth hakkında başka kitaplar yazıyor. Bu kitaplardan en önemlisi ölümünden sonra oğlu Christofer Tolkien tarafından yayına hazırlanan Silmarillion oluyor. Bu kitapda Tolkien Middle Earth ün binlerce yıllık tarihini anlatıyor. Oğlu babasından kalan mirası güzel bir şekilde devam ettiriyor ve neredeyse babasının bütün notlarını kitaplaştırarak büyük bir Middle Earth tarihi ortaya çıkarıyor.

Tolkien'in Middle Earth'ü ve onun üzerinde yaşanan olayları anlattığı kitapları ister edebi çevreler tarafından sevilsin, ister nefret edilsin, iş artık bir grup otoritenin elinden çıkmış durumda. Tüm ülkelere yayılmış milyonlarca Tolkien hayranını bir kenara bırakın, Tolkien'in eserlerinde geçen isimler ile şirketler kurulmuş, sanatçılar bu isimleri kullanmışlar (İngiliz Sting'in ismi Hobbit ve LOTH'da adı geçen bir kılıcın ismi, Marillion adlı Rock grubunun ismi Silmarillion'dan geliyor vb..). Tolkien'in eserlerindeki sahneler ressamlar tarafından canlandırılmış ( belli bir kalitede olan 300 ün üzerinde illüstrasyon mevcut). Yüzüklerin Efendisi pek çok ülkede tiyaro oyunu olarak sahnelenmiş, bilgisayar oyunları, masa üstü kart oyunları yapılmış ve tamamen kendine ait başka bir kültür barındıran FRP (fantasy role playing) adı verilen oyunların ortaya çıkmasını sağlamış.

Türkiye geç olsa bile en sonunda Tolkien ile tanıştı. Umarım diğer kitaplar da fazla bekletmeden gelir ve Türkiye'de fantastik-kurgu da, aynen bilim-kurgu gibi, diğerlerini zorla kenara iterek kendine bir yer edinmeyi başarır.