KORKU
Gülen İpek Abalı

Yaşamım boyu en aldırmadığımı sandığım duyguydu bu.Ne aşk kadar insanı uçurup bambaşka dallara konduran ne de üzüntüler, acılar denli trajedik.

Ama öyle değilmiş işte.Düşündüğümden daha fazla insanı kasıp kavurabilen bir duyguymuş bu.Ölmekten korkup, son anda denilen her şeyi yerine getiren insanların duyduğu korku çok saf ve insanca bir korku, oysaki büyük kahramanların ölüm döşeğinde bile gösterdikleri cesaretlerden ve cellatlarına ettikleri yiğit sözlerden bahsederiz çoğu kez.Ya bunlar nasıl söylenebilmiştir? İnsan benliğini kaybetmiş, yaşamı ölümü birbirinden ayırdedemez halde iken bir de öfke ile bürünürse gözler, bazen ölüme meydan okutacak denli cesur bile olunabilir kuşkusuz.

Bir de hayatımızın ufak anlarında heyecanımıza karışan minik ama o anı bizim için mide ağrılarına boğan korkular olur.Kaçımız üstelik de tam hazırlanmadığımız, bir sınava girecekken, heyecan, endişenin kuyusuna korku çığlıkları ile düşmez ki? Ya da kaçımız neler olacağını kesinlikle bilemediğimiz durumlarda olacakların endişelerini taşımaz ki? Yarından korkarız, bazense parasız kalmaktan, bazen suçlanmaktan, bazen de yanlış anlaşılmaktan ama hep bir çaresizlik yatar korku ile büyüyen göz bebeklerimizde…

Korku bazen meraktan kaynaklanır, esrarengizi ve bir müddet sonra neler olacağını ketirmeye çalışmaktır.Belki kötü olacağını düşündüğümüz olaylarda olmamasını temenni ederken,"ya olursa?" endişesinin hep beynimizin bir köşesinde gizlice bizi kemirmesinden.

Ya ne sonuçlar getirir korku insana, yoksa o da sadece aşk gibi insanca bir duygu mudur? İnsanlar tanıdım.Seneler geçti, onlar da büyüdü kuşkusuz ama hiç gelişemediler.Çocukken onlara istediklerini yaptırmak için onları sürekli korkutanların esirleri olarak kaldılar.Yalnızca korkmayı ve korktuları için esaretle öğretlendiler. Hep zayıf birer insan olarak yetiştiler.Yabani bir sarmaşık gibi onlara yapışan korku hiç peşlerini bırakmadı ve onları sürekli kemirip, durdu.Özgüvenleri de gelişmedi, onlar da…Konuşurken utanan, kendinden bile çekinen, aciz, sürekli ilgi ve şevkate muhtaç küçük çocuklar olarak kaldılar.

Korkarak, polisten, yemeğini yemezse onu dövücek bakkal amcadan, şimdi uyumazsa onu öcüleyecek dunkankalardan, korkutarak bir şeyler vermeye çalışan anne babalar hep kaybettiler ve toplumu da kaybedilmiş bireylerle dodurdular.Korku ile büyüyen çocular ya kendinden bile korkar olup, kendini bile tanıyamaz, ya da etrafındakileri de korkutarak onları yola getirebileceklerini sanan içleri kof cesur insanlar olurlar.

Yine de hepimiz korkarız, bazen nedeni için kendimize kızsak da engelleyemeyeceğimiz insani bir duygudur bu. Belki de o da her heyecan gibi yaşamın iniş ve çıkış basamaklarından biridir ve düşünün ki onlar olmasa hayat ne kadar da düz bir çizgi olurdu?

GÜLEN Ipek ' ocak 98