SOKAK GERÇEKLERİ
GÜLEN



Titreyen ellerini uzatmış benden benim için ufak kendisi içinse hayallerin en büyüğü bir umut bekliyordu.Gözlerinde hala parlayan bir umut vardı.Her gün defalarca görüyorum onu ve onun gibilerini... Çıplak ayakları, üzerlerinden dökülen giysileri ile, bize uzak, zor bir hayatın temsilcileridir onlar.Birbirleriyle arabanın camlarını silmek için yarışanlar, mendil, sakız satmaya çalışanlar, burunlarını dayadıkları araba camlarına özlemi soluyorlardır sanki.Yüreğimizin acıdığını hissettiğimiz o buruk anları yaşarız, sokakta kalın paltomuzla kaldırımları arşınlarken, ince basma etekli ufak çocukları görünce.Çoğu zaman acelemizden, çoğu zaman insanlığımızdan ayrı algılarız onları... Bazen onları yine de en iyi onlar gibiler anlar diye düşünüyorum. Bir gün bir arkadaşımla yolda yürürken, kaval çalarak, sokakta yaşayan ("dilenen" demek istemiyorum, çünkü tekerlekli iskemlesinden anladığım kadarıyla yaşamını kendi kendine sağlayamayacak durumda olan ) bir adam görmüştük.Arkadaşımın babasının durumu özellikle o aralar pek de iç açıcı değildi.Okula gelirken bile pek ender harçlık alabiliyordu.O öğleden sonrası için bile yanında para olduğunu bilmiyordum.Bir anda yanımdan fırladı ve geri döndüğünde kendi imkansızlıklarına rağmen bir başka insanı düşünmüş olmanın yüzüne yansıdığı, parlayan gözlerle bana bakıyordu.

O anki gururlu gülümsemesini hiç unutamayacağım.Bana şöyle demişti: "Gerçekten ihtiyacı olmayan hiç kimse bunu yapmaz! " O zaman ben de ondaki insancıllığı görebilmiştim.Kimbilir çevremizde bize anlayamadığımız sebeplerle sempatik gelenler, çoğu zaman belki de sadece içlerindeki insana bizden daha fazla saygı duyanlarımızdır. Yine de insanlığı bile günümüzde parayla sağlamak zorunda olmamız ne kötü!

Onları hepimiz görüyoruz, hem de hergün, belki de bir çok defa.Onlar, biraz olsun geride bıraktıktan sonra bile etkisinden kurtulamadığımız sokak gerçekleri......

GÜLEN'97