![]() ![]() ![]() |
DUNE: BİLİM-KURGU DESTANI Murat Sönmez Bilim-kurgu'nun altın çağı olarak adlandırılan dönemde bilim-kurgu yazarları kitaplarını genelde bir çok okuyucunun anlamakta zorlandıkları teknolojiler ve fizik kanunları üzerine kurarlardı. Hard Science adı verilen bu alt türde yazarlar hayallerinde kurdukları dünyayı aynı zamanda fizik ve kimya gibi elle tutulur bilimlerle açıklamak zorundaydılar. Bu öyle bir kuraldı ki bu kurala uymayan hikayeler dönemin ünlü BK dergilerinde yer alamaz ve saçmalık olarak nitelendirilirdi. İnsanoğlu daha yeni yeni gözlerini uzaya çevirmiş ve orada neler olabileceğini ya da nasıl oralara erişeceğini düşünmeye başlamıştı. Ve doğal olarak dönemin BK yazarlarının da işi gücü uzay yolculuklarıyla yada uzaydan gelen yabancı hayat biçimleri ile ilgiliydi. Zamanla bütün her şeyde olduğu gibi BK nın da yüzü değişti. Yazarlar kendilerini sınırlandıran kurallardan sıyrıldılar ve zaman geçtikçe Cyberpunk gibi daha başka türler ortaya çıkmaya başladı. BK yazarlarının hayal ettiği evren modeli ufak tefek değişiklikler gösterse de aslında ikiye ayrılıyor. Birinci gruptakilerin hayal ettiği evren çeşitli canlılar ile dolu, diğerlerinin evreninde ise yalnızca insanlar var. Örneğin Isaac Asimov'un ünlü Vakıf serisi'nde evrenin tek hakimi insanlardır. Ve Asimov bu uzun seride insanların birbirleriyle olan çekişmelerini anlatır. Fakat Asimov'un romanları oldukça iyimser romanlardır. Asimov'un insan ırkına olan inancı tamdır ve romanları hep mutlak iyi ile mutlak kötü arasında geçer. İnsan hakimiyeti altındaki evren modelini kullanan diğer bir Bk yazarı ise Frank Herbert ve onun artık klasikleşmiş serisi Dune 'dur. Ama o Asimov'un aksine çok iyimser değildir ve onun evreni Asimov'un evreni gibi bir düzen içerisinde değil karışıklıklar, entrikalar, ihanetler ve ölümler içerisindedir. Aslında Frank Herbert'ın evreni Dünyamızın geniş bir modelidir. Frank Herbert'ın Dune serisini anlamak için ilk önce olayların geçtiği döneme gelmeden önce olan olayları bilmek gerekiyor. Aslında Dune başka hiç bir BK romanında olmayan bir arka plana sahip ve yazar zaman zaman satır aralarında çok eskilerde geçmiş fakat hala romanın geçtiği zamanı etkileyen olayları açıklıyor Bunlardan ilki diğer BK yazarlarının her zaman görmezden geldiği ve romanlarında çok az yer verdikleri ama aslında geçmişte de insanların hayatını yönlendiren ve hiç kuşkusuz gelecekte de yönlendirecek olan "Din" dir. Dune'da da olayları ve inasanları etkileyen en önemli güçlerden biri din. Romanda geçen din ile günümüzün dinleri arasında büyük paralellik var. Hatta Dune'un yerlisi olan Fremen'lerin dünyadaki arap soyundan geldiği ve doğal olarak dinlerinininde islamiyetin değişmiş bir şekli olduğu yolunda büyük kanıtlar var. Dune romanlarındaki dini etkileyen en büyük olay; olayların geçtiği zamandan yüzlerce yıl önce gerçekleşmiş olan Butleryan Cihat. Bu cihat ile insan soyu bütün elektronik makinalara ve bilgisayarlara sırt çevirmiş ve "insan gibi düşünen makinalar yapmayı günah ve yasak" saymış. Yalnızca gezegenler arası ulaşımı sağlayacak uzay gemilerine ve gezegenler üzerindeki ulaşımları sağlayacak araçlara izin verilmiş ve diğer bütün teknolojik aletler tahrip edilmiş. Bu yönü ile aslında Dune uzay çağında "ortaçağı" simgeliyor. İnsanlar anlayamadıkları teknolojilere nefret ile bakıyor ve onları yok ediyorlar. Dune serisinde ki evreni yöneten din den sonraki en büyük güçlerden biride Majör ve Minör evler. Herbert burada ortaçağ modelini devam ettirmiş ve gezegenleri yöneten derebeylikler ortaya çıkmış. Bunlardan güçlü olanlar ve tabii ki yönetimde de hak sahibi olanlar Majör evler. Ondan sonra ise daha az güce sahip Minör evler yer alıyor. Ve ortaçağ yönetim modelinin tamamlayan bir de İmparatorluk var elbet. Ama İmparatorluk evrenin yönetiminde tek söz sahibi gibi gözükse de aslında yönetimi Majör evlerle paylaşıyor. Görüldüğü gibi Herbert'ün kurduğu yönetim biçimi Asimov'un kinden ya da diğer Bk yazarlarınkinden çok daha karışık ve derinlikli. Aynen gerçek dünyada olduğu gibi Dune'un evreninde ki etkin güçler yalnızca İmparatorluk ve evler ile bitmiyor. Din den sonra diğer Bk romanlarında es geçilen diğer bir güç daha karşımıza çıkıyor bu sefer: Cinsellik ve cinsiyet. Kendilerine Bene Gesserit diyen bir rahibeler grubu da evrenin yönetiminde etkin rol oynuyorlar. Bene Gesserit rahibeleri aslında vüvutlarındaki tüm kasları kontrol edebilen ve sesleri ile karşılarındakini etkilemeye yetecek kadar da psişik güçleri olan bir topluluk. Ve onlarında en büyük amacı Kuisatz Haderah ismini verdikleri geçmişi ve geleceği görebilen bir mesihe yani erkek Bene Gesserit'e ulaşmak. Dune evrenindeki hassas dengeleri bozabilecek diğer bir güç ise Uzay Locası ki karışık uzay gemilerini yalnızca onlar sürebiliyor ve uzayda rotaları yalnızca onlar belirleyebiliyor. Bütün bu güçlerden daha büyük bir güç var ki aslında onun varlığının eksik olması bütün bu incecik yapıyı bozabilir, uzay loncası kaptanları gemilerini süremez, Bene Gesserit'ler mesihlerine ulaşamaz, imparatorluk ve evler ise güçlerini koruyamazlar. Bu güç ise evrende yalnızca Arrakis olarak bilinen Dune'da bulunan bahar ya da diğer ismi ile melanj. Bahar aslında evrende bulunan gelmiş geçmiş en etkili uyuşturucu. Kullanan kişinin ömrünü uzatma gibi bir özelliği varken eksikliği ölüm ile sonuçlanıyor. Uzay Loncası kaptanları bahar sayesinde transa geçip yönlerini bulabiliyor ve ışık hızı üstündeki hızlara dayanbiliyorlar, Bene Geseritler onun sayesinde olağanüstü güçlerini muhafaza adebiliyorlar ve İmparatorluk ve evler ise onun satışından elde edilen gelirle varlıklarını sürdürüyorlar. Ve bahar ise evrende yalnızca Dune çöllerinden çıkıyor. İşte böyle bir arkaplan ile açılıyor Dune Serisi. Evrenin bu en önemli gezegenine bir tuzak olduğunu bildikleri halde gelen Atreides Evi'nin Dune'a yerleşmesi ile başlıyor. Ve ilk kitap çoğunlukla Atreides evi ile onun düşmanı Harkonen evi arasındaki iktidar savaşını ve bu savaş içerisinde ortaya çıkan Muad'dib'I anlatıyor. Frank Herbert burada insanların liderlerini nasıl kör bir bağlılıkla izlediklerini ve ondan nasıl bir ilah yarattıklarını anlatıyor. Paul Atreides ya da Fremenler arasında bilinen ismi ile Muad'dib Bene Gesserit'lerin yüzyıllardır ulaşmaya çalıştıkları Kuisatz Haderah'dır. Yani geçmişi ve geleceği görebilen erkek Bene Gesserit; Muad'dib Fremenlerin yüzyıllardır bekledikleri mesihleri dir ve onları evrenin en büyük gücü haline getirecektir. Muad'dib aslında mesih rolünü hiç istemeyen, kendi adına ortaya atılan dinin peygamberi olmak istemeyen ve tüm evrene yayılan Muad'dib'in cihatını engellemek ve tekrar insan düzeyine inmek isteyen bir ilahdır. Muad'dib' I mesih olarak gören Dune yerlileri Fremenler ise geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kızgın çöl altında yaşayacak kadar katı bir halktır. Kullandıkların dilde sık sık arapçadan ve farsçadan gelme kelimelerin bulunması, geleneklerine bağlı ve yeniliklere açık olmayışları ve çölde yaşamak ve canlı kalmak konusunda herkesden üstün olmaları Herbert'ın Fremenleri tasarlarken araplardan örnek aldığının en büyük kanıtı. Fremenler inatçı kişilikleri ile Dune'da canlı kalan ve hatta onu değiştirmeyi başarabilen yegane halk. Herbert burada okuyucunun karşısına bir başka çıkmaz daha çıkarıyor. Şöyle ki Dune üzerinde yaşayan insanlar için bahardan daha önemli bir şey vardır o da su dur. Fremenler için suyun boşa sarf edilmesi ölümle cezalandırılır ve bütün yaşamın sürügelmesi suyun dönüşümü ile mümkündür. Su ise bahar ı üreten kum solucanlarının düşmanıdır onları öldürür. Çıkmaz ise şudur: Bir topluluk yaşaması için gerekli olan madde (su) ile kendisine en büyük gücü sağlayan madde (bahar) arasında kaldığında ne yapmalıdır? Daha iyi yaşamak arzusu ile gezegenin doğal sürecini bozmalılar mıdır yoksa doğanın ona verdikleri ile yetinip gücü ellerinde mi tutmalılardır? Herbert'in bu sorusu kendi gezegenimiz Dünya'da da sıkça sorulan bir soru. Her gün lüks yaşamak amacı ile atmosferi kirleten araçlara binen bizler, dünyanın akciğeri ormanları kesen denizleri kirleten bizler ne zaman Fremenlerin vermek zorunda oldukları kararı vermek zorunda kalacağız su (daha rahat yaşam) mu? Yoksa bahar (kötü yaşamak pahasına doğayı yok etmemek) mı? Frank Herbert'in Dune serisi işte bu yönleri ile: derinlikli arka planı, yerine oturmuş karakterleri, ve okuyucuyu düşünmeye zorlayan yönü ile BK romanları arasında bambaşka bir yere sahip. Bk sevsin sevmesin iyi bir okuyucunun mutlaka okuması gereken bir klasik! |