DİALOGLAR
Koray Onur
koray@3dman.com


Yapabildiğimiz ve yapamadığımız işler vardır. Baştan beri becerebildiklerimizi her zaman koruruz. Onların ötesine gitmemiz gerektiğinde yapmayız bunu, çünkü onlar bizim "Kıymetli becerebildiklerimiz"dir. Biliriz; onlardan vazgeçtiğimizde, onların da ötesine geçeceğiz.

Ama riske girilmez. Aslında bu bir risk dahi değildir. Olacağın takendisidir bu. Ama hayır, biz varoluşumuzu bu, en iyi yapabildiğimize bağlarız.

Bunda çevrenin de etkisi yok değildir. "Boşver" derler, "Cepte bu var, sen bunu geliştir, sonra diğerine başlarsın, maymun iştahlılık etme.". Ama ne ne diğerine başlayabilirsin, ne de -ötekini düşündüğünden- elindekini… Kimseye iki işi bir arada yapabileceğini anlatamazsın. Kimsenin inanmayacağından korkarsın ya da sana ukala demelerinden. Çünkü "Yapabilirim" demek ukalalıktır onlara göre. Peki sana göre?

Sonra nefret edersin, sana ukala diycekleri düşündükçe, onlara baktıkça, onları izledikçe. Çünkü senin birşey yapamamışlığını sağlayanlar şimdiye kadar hiçbirşey yapmamıştır.

Onlar, "Çoluğa, çocuğa karışmışlar"dır. Onların arabaları, evleri vardır. Onların paraları vardır.

- Parayla saadet olur mu?

- Evet.

- Peki herşey mi mutluluk?

Sonra aklına tozpembe bir ülke getirirsin. Onların ne kadar mutlu olduklarını düşünürsün. Dışarıdan baktığında mutlulardır.

- Bir de onlara sor!

- Ne?

- Sor bakalım, onlar farkındalar mı mutlu olduklarının?

Gider sorarsın bu soruyu, ama aldığın cevap: "Mutluluk neki?"dir.

Mutlu insanların, mutluluğun ne olduğunu bilmemesine akıl erdiremezsin. Sonra düşünürsün ki:

"Akvaryumda doğan balıkkendini özgür sanır."

Cevap gelir ardından:

"Mutluuğun farkında olmadan, mutlu sayılmazsın. Farkındalık için bilmek gerekir. Bilmek için de, öğreneceğin şeyin zıttının olması."

Zıt olanla varolmak.

- Biz var mıyız?

- Evet.

- Zıttımız nerde peki?

- Nerde olduğunu bilemeyiz. Varolduğunu bil yeter.

Marks olsaydı gözleri yaşarırdı.

11.EYLÜL.998