BEN
Barış Atasoy

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler gerçekten bizi daha rahat,mutlu ve uygar insanlar haline mi getiriyor?Aslında herbirimizin fikri insanlık adına bir karar verme noktasında fazlasıyla subjektif kaldığından insanlık adına doğruları kimin belirlediğini bilemiyoruz,ama kabul etmek zorunda kalabiliyoruz.Bu noktada,diğer insanlar da bizimle aynı durumda olduklarından,yani onların da subjektif fikirleri objektif bir gerçek yaratmaktan uzak olduğundan,insanlık adına objektif bir gerçek yaratmak için iktidarın varlığının gerekliliği ortaya çıkıyor.Şayet iktidar olmasaydı ya kanton türü gerçek bir demokrasi yaşayacak,yada ilkel yaratıklar olarak kalacaktır.Her ne kadar pek sempatik gelmesede en büyük bilimsel ve teknolojik gelişmelerin savaş dönemlerinde sağlandığı gerçeği beni 2.şıkka inanmaya zorluyor.

Hala özgür bir birey olduğunu düşünen insanlar varolabilir ama ben buna hiçbir zaman inanmadım.İktidarın gücüne dayanarak bize empoze ettiği gerçeklerle -farkında olsak da olmasak da- yaşayıp gidiyoruz.Kendi "zavallı" subjektif doğrularımız kuvvetli objektif olgulara yenik düşüyor çoğu zaman.Bu bazen töre ya da gelenek biçiminde ortaya çıksada aslında bundan ibaret değil tamamen,bunun içine ahlak kavramını da katabiliriz.Pekçoğumuz insan öldürmenin neden kötü olduğunu hiç düşünmemiştir,yada hayvan öldürmenin insan öldürmekten neden çok daha hafif bir suç yada günah olduğunu;hatta bazen bir erdem olduğunu.Örneğin bir akıl hastası iradesi olmadığı için çok hafif ya da ceza almadan affedilebilirken,iradesi olmayan bir hayvan aç olduğundan dolayı tarladaki mısırları yediği için ölümü fazlasıyla hakeder.

Diğer herşeyde olduğu gibi insani değerlerde bize "üstün ve bilge" kişiler tarafından benimsetilir,onların üstünlük kriterleri ise kendilerinden önce gelen iktidar tarafından belirlenmiştir.Yeni güç aslında sistemi tamamen değiştirmez,sadece eklemeler yapar-çünkü bilirki koyacağı hiçbir kural kendini devirecek bir sonraki iktidarın yapacağı eylemin meşru olmayacağını ispatlamaz,bu yüzden kendini devirecek iktidar hiçbir şekilde yargılanamaz da.Çünkü yasama,yürütme ve yargı yeni iktidarın eline geçer.

Hiçbir iktidarın sonsuza kadar devam edemeyeceği düşüncesinden yola çıkarak -felsefi olarak söylediğim doğru değildir,ama pratik olarak hep böyle olmuştur- o andaki iktidarın değer yargıları içinde ne kadar güçlü olursak iktidarı birgün bizim de elimize geçirebilme şansımız artar.Enteresan ve çelişkili olan bütün "devrimcilerin" bir önceki sistemde yani reddettikleri sistemde güçlü insanlar olmalıdır.Zaten devrimlere neden olan şey de psikolojik bir süreçtir ve aslında devrimcinin açgözlülüğü ile beslenmektedir.

Şayet Marx fakir bir ailenin çocuğu olsaydı muhtemelen tarlasından daha fazla verim almanın hesaplarını yapacaktı,ama o zengin olmak yerine ünlü olmayı seçti.Bazıları 2 numara olmaya tahammül edemez. Ortak değerler,ahlaki kurallar,insani değerler gibi doğada sadece insan ırkına has olan kavramlar savaşları meşru kılmıştır.Bir grup insan büyük bir gönül rahatlığı ve iç huzuru içinde "insanlık değerlerine" yada en azından kendi gruplarının objektif "gerçeklerine" dayanarak başka bir grubu tarih boyunca yokedip durmuştur.Tarih her zaman kazanan grubun yanında olmuştur,ve kazanan kuralları koyar.Örneğin Hitler 2.Dünya Savaşını kazanmış olsaydı onlara karşı savaşan Yahudi nüfusun yoğun olduğu ülkeler bile aslında Yahudileri yoketmenin ne kadar erdemli bir davranış olduğunu kabul etmiş olacaklardı.Bilim bazen ikiyüzlü olabilmektedir,ama bu bilimin değil bilimadamlarının suçudur.Ama teknoloji en güçlü silahtır. Greek Fire ve Mancınığın bulunması feodalizmi yıkmıştır,kimileri top desede kalelerin yıkılabileceği mancınıkla ispatlanmıştır aslında..

İnsanlık tarihi boyunca en azından yazının bulunmasından bu yana insanlığın en büyük çabası savaş araçları geliştirmek ve hayvanlardan ne kadar farklı olduğumuzu ispatlama çabasına girmek olmuştur. Charles Darwin atalarımızın maymun olabileceği gerçeğini ileri sürerek insanoğlunun alnına en kara lekeyi sürmüştür,şükürler olsun ki bunun tersini ispatlamak için insanüstü çabalar gösteren bir dolu bilimadamı var.Bir süre sonra Galapagos adalarının Darwin zamanında mevcut olmadığı ve Darwin'in beyin incelemesi sonucu aslında bir paranoid şizofren olduğu ispatlanırsa hiç şaşırmam.

Hayvanlardan ne kadar farklıyız?Pekçok insan Lord of the flies'ın sonunda dehşete kapılmıştır.William Golding'in hezeyanları olan bir sapık olduğunu düşünmüyorum.Ortalama bir insan çoğu zaman saklasada estetik içeren ölüm ve vahşetten zevk alır,bunu aleni söyleyenler ise psikopat diye akıl hastanelerine tıkılır ve beyinleri bilimsel metodlarla yok edilir.Pekçok insan -bende dahil olmak üzere- az pişmiş,kalın ve yumuşak bir bonfileden zevk alır,ama 4-5 yaşında bir kız çocuğunun çimenler üzerinde bir kuzuyu çiğ çiğ yemesi insanların dehşete kapılmasına neden olur.Bu anlattığım olay bir korku filmindeki sahnedir,şayet insan beyni bu tür bir sahne yaratıyorsa yada bunu filme çekiyorsa emin olun biz hayvandan fazla farklı değiliz.Hemen hemen her aristokrat hayatında en az bir kez avlanmıştır,ama bunu öldürmekten zevk aldığı için değil spor olsun diye yapmıştır.Bir aristokrata hayvani dürtülere kapıldığını kabul ettiremezsiniz.

Thomas More sayesinde Ütopya kelimesi günlük hayatımıza girmiştir ve o zamandan beri anlamak istemediğimiz yada gerçekten anlamadığımız açık gerçekleri tanımlayan bir kelime olmuştur.(Ortanın altında bir zekaya sahip olanlar ya da çok iyimser olanlar ne demek istediğimi anlamayacaklardır!) Örneğin George Orwell 1984 ve Hayvan Çiftliğinde ütopik sistemler yaratmıştır,çünkü Orwell kapitalist dünyada bir sosyalisttir.Açıkçası hiçbir siyasi sisteme sempati duymuyorum,çünkü hepsi iktidar mücadelerinin bir sonucudur ve hepsi bir grubu yada düşünceyi yoketmeye çalışır. Hayvan Çiftliği mevcut bir sistemi sembolize ederek eleştirir,1984 ise bana göre daha ileri görüşlüdür,Orwell geleceği görmüştür.Big Brother herkesi izlemekte,düşünceler okunmakta ve yanlış düşünceler taşıyanlar pişman edilmektedir.Hatta 4 bakanlıktan birisi -Bakanlık sayısı 4'e indirilerek bürokrasi azaltılmıştır!-Doğruluk bakanlığıdır.Bu bakanlık neyin doğru olduğuna karar verir.Örneğin birgün 2x2=4 ederken ertesi gün 2x2=3 edebilmektedir.Düşününki bir iktidar eğitim ve öğretim üzerinde kontrol hakkına sahiptir,bilim birgün aleyhimize çalışabilir.Pekala fazla matematik bilmeyen güdümlenmiş birine 2x2'nin 3 olduğunu ispatlayabilirsiniz.

Bilim ve teknoloji her geçen gün hızla gelişmektedir.Bu cümle hemen hemen her insanı büyüler, çünkü bu daha rahat bir hayat,daha konforlu evler,daha luks arabalar hatta daha güzel kadınlar demektir. Bilim ve teknolojinin geliştiği gerçeğini kabul edersek ki bu yadsınamaz bir gerçektir,bunun "iyi" olduğuna nasıl karar verebiliriz?Gelişmekte olan birşey mantıksal olarak zaten olgunluğa erişmemiştir. Geçmişe bakarak bazı şeylere karar verebiliriz,örneğin artık az ışık veren ve bol duman çıkaran gaz lambası yerine temiz ve bol ışık veren elektrik ampulleri kullanıyoruz.Burada doğrusal ve iyi yönde bir gelişmenin varlığından söz edilebilir,ancak gelişme devam ettiğinden bunun doğrusal ve iyi yönde olacağını söyleyemeyiz,tıpkı dünyanın varolmasından bu yana geçerli olan yerçekimi yasasının aslında belki yarın varolmayacağını söyleyebileceğimiz gibi.Gelişme pekala bir çan eğrisi olabilir. Yükselen bir eğri olsada bunun insanlık açısından faydalı birşey olacağı gerçeği çıkmaz ortaya.

Gelişme devam ederken biz ne yapacağız?Bunun yan etkileri ne olacak?Gelişme bizleri mutlu ve özgür insanlar mı yoksa beyni boşaltılmış duygusuz köleler mi yapacak?

(DEVAM EDECEK:))