YAŞAMAK İÇİN YARIŞ!
Aslında başlığa "Öl ya da öldür!" diyecektim ama bu kadar vahşi bir başlığın bir bilgisayar oyunu için kullanılmaması gerektiğini düşündüm (ama yazının içinde kullanmayı da ihmal etmedim görüldüğü üzere!). Hem "bakalım bizim çocuğun okuduğu şu bilgisayar dergisinde neler varmış" diyip de bu tür bir başlığı gören ebeveynlerin gözlerinin fal taşı gibi açılmasını istemem (ya da şahsen oyun oynayan ebeveynlerin!). Oyunun ismi "Carmageddon". Yanlış anlamayın bir ilaç markası yada yeni çıkan bir işlemci ismi değil. Kanlı canlı bir yarış oyunu. Oyunun kapağının üzerinde 2028 yılında olduğunuz ve yaşamak için yarışmanız gerektiği söyleniyor. Hemde 25 adet manyak sürücü ile birlikte. Bunları ben yazmadım kapağın üzerinde yazanları okuyorum sizlere. Yani kapak bile gayet iddialı hazırlanmış.
Oyunda da gerçekten bir sürü manyak ile uğraşıyorsunuz. Aslında oyunun tamamı için "manyak" kelimesini gayet rahat kullanabilirim. Zaten anladığım kadarıyla oyunun üretici firması SCI da oyuna herkesin "of acayip manyak bir oyun" demesi için uğraşmış.
Daha fazla sizi uğraştırmadan hemen oyuna geçivereyim. Carmageddon bir yarış oyunu. Klasik bir yarış oyunundan bekleyeceğiniz her şey var. Bir çok rakibiniz var en başta, sonra belli zaman içerisinde ulaşmanız gereken "check point" ler var. Her yarış oyunun da olduğu gibi seyirciler de var carmageddon da . Yalnız bu oyunda seyircilerin işlevleri biraz farklı; onlar yarışı seyretmek amacıyla bulunmuyorlar, aksine birebir yarışa dahil oluyorlar. Nasılmı dahil oluyorlar yarışa? Çok basit, ön tampondan girip lastiklerin altından geçip arkadan çıkarak, yani ezilerek! Evet işte baklayı ağzımdan çıkardım. Evet böyle bir oyunun tanıtımını yaptığım için beni suçlayabilirsiniz, "yuh artık bu kadar da vahşet olmaz, tamam Doom gibi oyunlarda garip garip böğüren yaratıkları çiftelilerle indirdik yere, Diablo'da şeytan avına çıktık bir sürü hilkat garibesini al aşşağı ettik, Red Alert'te bir Rus olduk bir Amerikalı olduk yerle bir ettik ortalığı ama hiç bu güne kadar sivillere dokunmadık, tek birinin kanını dökmedik, yazıklar olsun!" diyebilirsiniz. Haklısınız. Yalnız oyun üreticileri de aynı mantıkla düşünmüş olmalılarki oyunda ezdiğiniz bütün canlılar , insan, inek v.s aslında zombi! Yaaa! ( Biraz zorlamışlar işte. Biz de yutmuş gibi yapalım "baksana insan değillermiş zombiymiş bunlar, o zaman mesele yok ezelim gitsin" diyelimde oyunu anlatmaya devam edeyim bende)
Söylediğim gibi her piste bazı ulaşmanız gereken noktalar var. Bu noktalara zamanınız bitmeden ulaşmalısınız. Ama size verilen zaman mümkün değil yarışı bitirmeniz için yetmez. İşte zamanınızı arttırmak amacıyla yolda gördüğünüz zombi!leri hiç acımadan eziyorsunuz. İnsan şeklindeki zombilerin dışında inek şeklinde de zombiler!!! var :-))) Bu canlıları ezdikçe süreniz de artıyor. Sürenizin artmasına ek olarak bir de krediniz artıyor. Kredi oyunda ki en önemli faktörlerden biri. Krediniz arttıkça arabanıza yeni parçalar alıyorsunuz. Böylece daha kuvvetli arabalarla daha rahat yarışlar çıkarıyor ezişler yapıyorsunuz. Kredinizin çok olmasın bir başka yararı da yarış sırasında meydana gelen hasarları gidermeniz için gerekli olması. Yarış sırasında meydana gelen hasarları silme tuşu ile gideriyorsunuz. Ne kadar çok hasar olursa o kadar para gidiyor haliyle.
Kredi ve süre kazanmak için yalnızca canlı ezmiyorsunuz. Diğer araçlara verdiğiniz hasarlarda size kredi ve süre olarak geri dönüyor. Eğer artistlik bir vuruş yaptıysanız verilen kredide artıyor. Mesela bir arabayla kafa kafaya çarpıştığınızda aldığınız kredi ile yüksekçe bir yerden tam üzerine düştüğünüzde aldığınız kredi aynı değil! Aynı şekilde canlı ezerken de verilen kredi değişebiliyor. Dümdüz çarparsanız az kredi alabilirsiniz. Ama bir yandan spin atıp döne döne giderken arabanızın arka tamponuyla ezerseniz daha çok kredi alıyorsunuz!
Anlaşılacağı üzere arabanıza her türlü hareketi yaptırabiliyorsunuz. Slayt atabiliyorsunuz, her türlü takla atabiliyorsunuz, suyun altında gidebiliyorsunuz, yok artık bir araba burayı tırmanamaz dediğiniz yerleri tırmanıyorsunuz. Tabii eğer zemin buna izin veriyorsa. Çünkü yerler karla kaplıysa bir çok yere tırmanamıyorsunuz.
Yarışların yapıldığı pistler ise hiç mi hiç klasik pistlere benzemiyor. Mesela ilk pist bir şehrin içerisinde. Tab tuşuna bastığınız zaman pistin haritasını görebiliyorsunuz. Burada renkli kısımlar yarışın geçtiği sokakları gösteriyor. üzerinde rakamlar olan yerlerde geçmeniz gereken kontrol noktaları. Kontrol noktalarına yarışın sürüp gittiği yollardan gitmek zorunda değilsiniz. Ara sokaklara da rahatlıkla girebilirsiniz. Zaten süre kazanmak amacıyla sık sık ara sokaklara dalıyorsunuz. Tabii burada süre kazanmak derken söylemek istediğim kestirmeler değil. Ara sokalar derken oralarda gezen insanlardan bahsediyorum. Çünkü sağa sola koşuşurken büyük bir kısmı da ara sokaklara kaçıyor. Ayrıca her yarış pistinde doluştukları bazı yerler var. Mesela ilk yarış pistinde bir stadyum var. İlk önce dışarıda sırada bekleyenleri eziyorsunuz sonra da içeri girip oyuncuları. Üstelik içeride Amerikan Futbolu oynandığında 50-60 kişi var sahada. Hepsini ezebilirseniz sürenizi beş dakikaya kadar çıkarabilirsiniz.
Oyunun ses efektleri de oldukça güzel. Ayrıca artık her oyunda olduğu gibi carmadeggon'un da orjinal müziklerini Cd çalarınızda dinleyebiliyorsunuz. Müziklerde vasatın biraz üstü sayılabilir. Eh bu kadar lafın üzerine iki tür tepki verebilirsiniz. Ya "hayır artık bu kadar da vahşet fazla, bu oyun kesinlikle bana göre değil" diyebilir, ya da şu anda bilgisayarcınızın yolu üzerinde olabilirsiniz. Ben size bu oyunu alın ya da almayın diye bir tavsiyede bulunmayacağım. Karar sizin!
Murat Sönmez